Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılına ait ilk Enflasyon Raporu’nu yayımlayarak küresel ve yurt içi ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Raporda, 2025 yılında küresel ekonominin verimlilik artışları ile maliye ve para politikalarının desteği sayesinde büyümesini sürdürdüğü, ancak artan jeopolitik riskler ve tedarik zinciri belirsizliklerinin finansal piyasalar açısından risk oluşturmaya devam ettiği ifade edildi.
Türkiye ekonomisine yönelik analizlerde Türk Lirası varlıklara olan portföy girişlerinin sürdüğü ve kur istikrarının korunduğu vurgulandı. 2025’in üçüncü çeyreğinde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın yıllık bazda yüzde 3,7, çeyreklik bazda ise yüzde 1,1 artış kaydettiği belirtilirken, büyümeye yatırımların ve yurt içi talebin katkı sunduğu, net ihracatın da pozitif etkisinin sürdüğü kaydedildi.
Raporda sanayi üretiminin yatay bir seyir izlediği, hizmet ve inşaat sektörlerinde ise sınırlı büyüme yaşandığı ifade edildi. İş gücü piyasasına ilişkin verilerde istihdamın yılın son çeyreğinde yüzde 0,4 artarken işsizlik oranının 0,2 puan gerilediği belirtildi. Tarım dışı reel birim ücretlerde düşüş yaşandığına da dikkat çekildi.
Enflasyon görünümüne ilişkin bölümde, tüketici fiyatlarının Ocak 2026 itibarıyla yüzde 30,7 seviyesinde gerçekleştiği belirtilirken, enerji ve temel mallardaki fiyat gerilemesinin enflasyondaki düşüşe katkı sağladığı ifade edildi. Hizmet grubunda fiyatların görece yatay seyrettiği, döviz kurundaki ılımlı hareketin ise fiyat istikrarını desteklediği kaydedildi.
Merkez Bankası, yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 15-21 aralığında açıklarken, 2027’de yüzde 6-12 bandına gerilemesini ve 2028’de tek haneli seviyelere düşmesini öngördü. Para politikasında sıkı duruşun korunacağı vurgulanan raporda, makroihtiyati tedbirlerin dezenflasyon sürecini desteklemeye devam edeceği ifade edildi. Kira ve eğitim gibi hizmet kalemlerinde fiyat artış hızının yavaşlamasının da enflasyonla mücadeleye katkı sağlayacağı belirtildi.